16 Kasım 2012 Cuma

My Princess (2011)

 Yarım kalan dizileri izleyesim gelmeyince,film izleyesim de olmayınca bende taslakları bir temizleyeyim dedim ve orda zamanında çook anlatasım gelen bir diziyi örümcek bağlarken buldum. Eleyip eleyip bir türlü yayınlayamadığım dizi postunu artık yayınlamak istiyorum ama eksik ama fazla. Öyle boynu bükük taslakta durmasına gönlüm razı olmadı. Evet dizinin bahsetmek istediğim pek çok noktasını unuttum ama yapayım size bu diziyi övmeden duramiyciğim :( Geleyim mi artık asıl mevzuya. ^_^
                                                               
                                                       
- My Princess -

   My Princess. Ahh söylecek anlatacak o kadar çok şeyim vardı kii. Ancak unutuverdim a dostlar bir de spoiler mevzusu var tabi. Önemli tüyolar verip heyecanını kaçırmak istemem efenim. 

   Ba-yıl-dıııım demeden edemeyeceğim,gerçi bayıldığımı buraya gelmeden de anlamışınızdır.  İzlediğim diziler arasında ilk 5 hatta ilk 3'ü bile zorlayabilir. İzlerken fena halde eğlendim. Bir çırpıda bitirdim çünkü ayrılamadım. Ve sanırım Park Hae Young'a aşık olduum :( Allahım o nasıl bir adam ya. Yok yoook öylesi. Bir insan bu kadar mı güzel sever,bu kadar mı güzel belli eder,bu kadar mı korur,kollar. Lee Seol'un yerinde olmayı o kadar istedim kiii! 

  Açıkçası başlarken oldukça tereddütlüydüm. Yok efendim sıradan bir üniversite öğrencisiymiş dee prenses oluyormuş daa. Pek bir sıkıcı,klişe geldi. Evet hala arkasındayım düşüncemin,oldukça klişe ama sıkıcı değil. Öyle güzel işlemişler ki tek bir an sıkmıyor şu prenses olma meselesi falan. Hoş boşa uzatıldığını düşünmüyor değilim. Ama onları bir arada tutan da bu mevzu. Patır patır dökülmemek için zor tutuyorum kendimi şuan. :((

  Konusuna gelecek olursak biraz daha kapsamlı anlatayım ben size. Lee Seol bir gün babasının onu burada bekle döneceğim demesiyle ve geri dönmemesiyle bir müddet yetimhanede kalmış,daha sonra ise yetimhaneden başka bir arkadaşı ile evlat edinilmiştir. - cümlemin muhteşemliği :(( - Aradan yıllar geçer Lee Seol bir üniversite öğrencisi olur. Sıradan biridir,part time işler yapmaktadır. Ve bir gün Kore'nin Prensesi olduğunu öğrenir. Sonrası olaylaar olaylaar. 

Oyunculara bir göz atacak olursak;


- Song Seung Hun

  Kore Günlükleri'nin şu miminde gördüm Song Seung Hun'u. Diğer başrolle sevimli bir gifleri vardı. Bir çılgınlık yapıp izleyeyim dedim. Ne çılgınlık ama :D  Genelde böyle verdiğim ani kararlardan sonra pek bir kızarım kendime ama bu çok isabetli olmuş. Bayram tatiline denk gelmişti bir de. Ne güzel olduu anlatamam. Bu dizideki karakterine gelince. Dedesi,onun sekreteri ve kızı ile büyümüş,babası dedesinin yurt dışı etmesi ile yurt dışında kalan ve bu nedenle baba sevgisinden mahrum kalan biri. Asil,eğitimli,görgülü,bilgili falan filan. Tipik kdrama erkeği yani :D




- Kim Tae Hee

Hani Hae Yeoung tipik kdrama erkeğiydi ya Lee Seol da tipik kdrama kızı sayılır. Ondan konu kısmında biraz bahsettim aslında. Onlar dışında ne söyleyebilirim. Imm. Öncelikle çok şeker biri Lee Seol. Kıpır kıpır. Öğretmenine aşık bir üniversiteli. Babasının döneceği günü dört gözle bekleyen bir kız çocuğu. Parayı,alışverişi pek sever. Tanımadığı bir adamın fişini alıp indirimden faydalanmak isteyecek kadar. Aman ha dediklerimden sonra gıcık bir tip canlandırmayın kafanızda. :))

Şu gıcık kadından bahsetmeyeceğim hıh. Yanındaki de Lee Seol'un aşık olduğu,hayallerine koyduğu profesör. Bu adamı pek çözemedim aslında. Ne buluyor ki bu kadında.

Yani; Park Ye Jin ve Ryu Soo Young.





Bu çifti de çok sevdim.


Dizinin özellikle son bölümlerini çok beğendim. Her anını arşivleyesim geldi. Size de bir kaç replik paylaşayım;












Senin elinden zehir olsa yenir tabi ya,ayıpsıın.








Bu soruya o cevap verilir miydi Seol ya. Of hiç bilmiyorsun burda evet tam burda boynuna sarılıcaktıın.

Eridiğim an! :(






Burda da buharlaştım. Allahım bu nasıl güzel bir tesadüf. Biz düşsek kafa göz yararız.

Bir gün bunu gerçekleştirmek istiyorum desem. Arabanın içinden zıplayıp hooop boynuna nasıl sarıldı ya. 




Yüzünüzü güldürecek bir replik; 














Derler ve sonraaa;

Bir de bu sahneyeyi yaşayayım sonra ölsem de olur. *.*


Çok uzun bir post mu oldu dersiniz? - Resimlerden dolayı biraz da düzensiz mi oldu ne -  Benim hala içimde kalanlar var ama uykum geldi bunları düzenlerken. :)) Bu arada dilimin de daha samimileştiğini hissettim,niye bilmiyorum. Sanırım bu bloga iyice alıştım. Günlüğü bile düzenli tutamazken her hafta bir şeyler yazmaya çalışıyorum. Seviyorum burayı. Umarım yazılarımla gülümsetebildiğim birileri vardır. Mutlu bir hafta sonu,hayırlı bir yıl dilerim. :)) Utanmasam tüm bayramlarınızı kutlayıp geçiştireceğim dee. :P

* Song Seung Hun ile  Lee Jun Hyuk'u karıştırmışım. Nasıl karıştırdın derseniz ben de anlam veremedim. :D Yazıyı düzeltmeden önce okuyan arkadaşlarımdan özür diliyorum. Bianee,dega çelmutesso. 

*Resimler alıntı,replikler bana aittir. 

6 yorum:

  1. güzel bir post olmuş my princess benimde izlediğim eğlenceli bir yapım sende çok güzel anlatmışsın yanlız ben mi yanlış hatırlıyorum bilmiyorum Song Seun Hun City Hunter'da savcı değildi bir karışıklık oldu sanırım. bu arada emeğine sağlık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnanmıyoruum. Doğru ya,değildi ben yanlış şeetmişim. Yıkıldım şu an :D Teşekkürler düzelttiğin için. :))

      Sil
    2. :) senin hatan değil ki bu adamların hepsi birbirine benziyor, hepsi mükemmel hepsi olağanüstü :)

      Sil
    3. Orası öyle de yine de kınadım kendimi. :D

      Sil
  2. Allah ıım gülümsetmek ne kelime gülmekten öldüüm yeaaa biz düşsek kafamızı gözümüzü yararız demi ancak yaza izlerim ben vizeleri toparlarsam tabi ama hep aklımda olucak başlanaccak diziler içinde aa bi de repliklerde çok hoş ben şimdiden eridim bilee:DDD

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen o sırada da sevdiceğimiz gelir,biz de yerde bir seksen,rezilliik. :D Şimdiden eridiysen izlerken ekrana iç çeke çeke bakacaksın desene :D

      Yorumunu sevsinler gördüğümden beri sırıtıyorum :D

      Sil