1 Aralık 2012 Cumartesi

A Millionaires First Love (2006)


Anyonghaseyo yorobun! Calcinesso? :))


Bugün bloguma baktım,baktım,baktım ve tasarımından sıkıldığımı fark ettim. Evet şaka maka dört ay olmuş. Hayret nasıl bu zamana kadar sıkılmadıysam. -,- Çok sıkılgan bir kişiliğim var. Minik minik de olsa yenilikler yapmayı severim. Güzel mi olmuş kötü mü bilemedim ama yaptım bir şeyler. Beğenmezsem ya da beğenmezseniz değiştiririz canıım. Biraz da böyle kalsın. ^^ 

Aslında bugün hiç yazasım yoktu. Ama yine de  taslaklarımda bekleyen yazı bana üşümüş kedi yavrusu gibi bakınca,içim burkuluverdi. Karalayayım bir şeyler dedim. Hem her hafta film postu yazmak adet olmuşken yazmamak olmaz. 
Biliyorum bu filmi izlemek için bir hayli geç kaldım. Ne demişler geç olsun,güç olmasın ama değil mi? Hala izlemeyen var mı ki de tavsiye edeceğim desem de yazmadan edemedim. Geçelim mi filme?


Bir zamanlar izlemek için açıp sıkılıp kapattığın fakir ama gurulu bir film vardı ya!
İşte o film gün gelir seni zırıl zırıl ağlatır Sulliciğim.
Konusundan başlayalım;
  Kang Jae Kyung büyükbabasının mirasının  tek varisidir. Mirasın ve anne babasız büyümüş olmanın verdiği  etki ile sorumsuz,şımarık,umursamaz,aşk arkadaşlık dostluk gibi duygulara önem vermeyen,paranın ona her kapıyı açacağını düşünen biridir. 18 yaşına bastığı gün büyükbabasının mirası okunur ve şaşkınlık içinde kalır. Mirasa ancak belirtilen koşulları yerine getirirse sahip olacaktır. Mirası alabilmek için Kore'nin uzak taşralarından Boram'da hiçbir varlığı olmadan bir yıl geçirip oradaki okuldan mezun olması gerekir. Boram onun büyümesine ve  çocukluğunda yarım kalan hikayesini tamamlamasına yardımcı olur. 


"Keşke mutlu sonla bitseydi be!" kervanıma katılan bir filmdi. Bu aralar hep hüzünlü şeyler izliyorum ve mutsuz bitiyor. Sıraya More Than Blue'yu koymuştum ama izlemek istemiyorum. Zira yeterince ağlattı beni A Millionaires Love. Genelde filmler beni çok etkileyemez. Yani etkiler ama diziler kadar değil.  Yüreğime tam olarak işleyemez. Bu film o konuda daha başarılı. Tam da yüreğine dokunuyor insanın. 
  

Karşındaki insan, sevdiğin, günden güne eriyor görüyorsun. Her geçen gün ölüme bir adım daha yaklaşıyor  ama çaresizsin, hiçbir şey yapamıyorsun. Elinden en ufak bir şey gelmiyor. Gelse canını vereceksin o acı çekmesin ben çekeyim; o ölmesin ben öleyim diyeceksin ama yapamıyorsun, sadece son günlerinde mutlu olmasına yardım edebiliyorsun...


Çok duygusala bağlamadan filmden karelere göz atmaya ne dersiniz?


Şu sarı şemsiye davasını bir türlü anlayamasam da hoşuma gidiyor. :))



        

           Ne olursan,kim olursan ol adamım. Aşık olduğun kadının elinde bu hallere düşeceksin. :D 



Bir kızın alabileceği eeeen güzel hediyelerden biri olduğunu düşünüyorum.


                              
 "Biliyorum benimle olmak seni üzüyor,ama seni seviyorum."


                                                   Bir post daha biteer. Esen kalın. :))                                            

6 yorum:

  1. Ben bu filmi biliyorum!Mustafa Ceceli'nin "Sevgilim" şarkısının klibi yoktu ama bu filme özel klibi vardı :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet baya bir izlenmiş o klip. Bende geçenlerde arkadaşımdan duydum senin koreliler diyince ilgimi çekti öyle haberim oldu. Çok cici olmuş klibe onlar. :D

      Sil
    2. Bence de çok cici olmuş.Facebook'ta arkadaşım paylaşdı da öyle haberim oldu:D

      Sil
    3. :) Filmi de izle tavsiye ederim.

      Sil
  2. sen de yazmışsın :) o sonda paylaştığın hediye ne güzel bir şey değil mi? en çok ağladığım sahnelerden. ve ne kadar hoş, ne kadar anlamlı bir hediye, ne güzel bir ilaç.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Benimde, zırıl zırıl ağladım. O kadar hoşuma gitti ki. Bence her hastalığa en iyi ilaç,yan etkisiz,doğal. :D

      Sil